

36 yaşındayım. Temmuzun sekizinde doğmuşum, yani yengeç burcuyum. Kütük Samsun da ne işinize yarayacaksa bu? :) Hangi okulu ne zaman bitirdiğimi, gerçekten hatırlayamıyorum; uzun yıllar oldu. Ankara'da yaşıyorum ve Ankara'yı seviyorum. Evliyim, iki oğlum var. 13 yıldır sahnedeyim. Yaşım elverdiğince de devam etmeyi düşünüyorum.
Nokta.
Eveeet! Hakkımda hiçbir şey söylemeden yazı bitti. Güzel! Fazlası gösterilerde :))


Biz İnsanoğluyuz
Ne istedigimizi bilmeyiz çogu zaman
Babanın tabutunu tasırken anlarız kıymetini
Sevgiliyi elden gidene kadar sevemeyiz
Mutluluk dibimizdedir kör olur göremeyiz.
Biz insanogluyuz!
Rüyaya dosttan daha fazla inanırız.
Bardak kırar gibi kalp kırar ,
Dogruluk gün gibi ortadayken
Yalanı arar bulmak için, kıvranırız.
Biz insanogluyuz!
Gerçekten seveni neredeyse döveriz.
Eger kaçarsa nefret eden mutlaka yetisiriz,
Derdi varsa birinin en uzagından gider,
Iyi gününde ondan daha fazla güleriz.
Biz insanogluyuz.
Anayı ölümüne yakın hatırlarız.
Paraya her seyden daha fazla asıgız.
Ümitlerimiz daha yesermeden koparır,
Sevgimizi gösteremez, herkesten sakınırız.
Biz insanogluyuz!
Kötünün niyetini iyinin sefkatini,
Ecel kapıyı çalana kadar anlayamayız .
Yardımı her seyden çok bekler
Küfrü agızdan asla atmayız.
Biz insanogluyuz!
Rahatlıgın en yücesi hep hayalimiz.
Darlıktan ders almak en zor isimiz.
Burnumuz kanasa isyan eder,
Kuru ekmek zeytine sükredemeyiz.
ÇÜNKÜ BIZ INSANOGLUYUZ!...
Ya aglamasın hiç kimse
Ya da gülmesin su her zaman gülenler
Ya kimsede olmasın para denen illet
Ya da paylasmasını ögrensin paralı millet.
Ya kimse söylemesin sevdigini
Ya da yapsınlar sevginin su asıl tarifini.
Ya su bayramlar hiç yasanmasın
Ya da bayramlarda et yemeyen kalmasın.
Gidiyorum iste çekmeye sensizligi
bir gül bile veremeden sana.
doyasıya tutamadan ellerini
bir kez olsun bakmadan gözlerinin içine
bir kez olsun sarılmadan doyasıya gidiyorum.
elimde bir deniz tası
beynimin tüm yoları seninle kaplı
kalbim esirin olmus ama;
otobüsün penceresinde benimlesin aslında.
ve ben ilk defa aglayarak gülümsüyorum
yoksun artık yanımda ama
kanımda dolasıyorsun
tüm vücudumu aslında...
seni sensiz yasamaya gidiyorum Ankara’ya
sen olmayacaksın ama
ben yalnız seninle konusacagım
bir ihtimalle çıktıgım bu yolda
ömür tüketmeye razıyım.
yasamayan bilmez bu duyguyu
için kaynar durduramazsın,
gözyaslarının hepsi birden çıkmıstır yola
ama kaza yaparlar yarı yolda.
yani güzelim aglayamazsın
içine akıtırsın tüm kahırlarını
ve içli bir of 'tan baskasi gelmez elinden...
iste gülüm;
sensiz gelen ilk günün günesi,
tıpkı gözlerindeki ısık gibi.
yan tarafımda annesinin kucagında
bir bebek var daha ayında.
inanir mısın;
en fazla senin kadar masum bakabiliyor.
herkes uyuyor yar otobüste
bebek bana
ben bebege bakıyorum
ve ben;
sabahın otobüse gelmesiyle
anlıyorum ki sana asık oluyorum…
pantolon paçalarıma attı ellerini
izin vermedim kızdı:
- dur evlat, dur!..
ben alıskınım, dedi.
ezildim, utandım kendimden
altmısındaydı, ayakkabılarımı boyuyordu
gecenin bir yarısıydı
yüzündeki çizgiler anlamlı
gülümseyerek sordu:
- memleket evlat
- samsun amca, dedim.
samsun…
konusmak istemiyordum utancımdan
o basladı anlatmaya:
- üç oglum var evlat
biri doktor, ikisi polis
doktor olan çok benziyor sana.
ayakkabılarımı boyuyordu
ve yası altmıstı
eziktim ve sordum:
- neredeler simdi?
- bilmem, dedi
gülerek,
- aramıyorlar beni, sormuyorlar
arada bir haberleri geliyor
iyiler ya, bos ver gerisini
degistir evlat,degistir, dedi.
vurdu ayagıma
- utanıyorlar benden
boyacıyım ya hani.
bir keresinde hastaneden kovdu beni
sana benzeyen,
doktor olan yani
pismis üstüm basım, aldırmadı içeri
yıllar oldu görmedim hiçbirini.
bogazım dügümlendi yutkundum
- teyze yasıyor mu amca, dedim?
- yasıyor ya yasıyor, dedi.
bak karsıda o da,
ördügü patikleri satıyor.
döndüm gösterdigi tarafa
nur gibi yüzü
tombul elleriyle
patik örüyordu teyze
- erzurumluyum evlat, dedi
dadasım yani
yirmi yıldır yapıyorum bu isi
çocuklarımı ayakkabı boyayarak
okuttum ben…
sıktım dislerimi
ve sordum:
- amca kızmıyor musun çocuklarına
baksalar ya size,
niye çalıstırıyorlar hala
gecenin bu yarısı terminallerde.
- bu hamur çok su götürür evlat
bos ver dedi bos ver,
degistir hadi
hem sen arıyor musun ki babanı.
sustum….
- benim babam yok, dedim
küçükken ölmüs görmedim.
gülümsedi:
- anladım
sen ondan kızıyorsun benimkilere
- ne demek istedin amca, dedim.
altmısındaydı, ayakkabılarımı boyuyordu.
- benim babam da boyacıydı evlat, dedi
baba meslegi yani…
otuz sene oldu ben de görmedim babamı
öldü mü kaldı mı bilmiyorum
bu yüzdende onlara kızamıyorum
degistir evlat, degistir, dedi
utanarak vurdu ayagıma…
Gittin gideli, tadı kalmadı ne günün, ne gecenin
Sabahları sesinle uyanma heyecanı yok artık
Bir anlamı vardır elbet bu kadar öfkenin!
Ama bilesin bu ruh, bu bedene agır artık.
Bedelini ödüyorum sanki büyük sevgimin
Sana kosar adım gelmeler kalmadı artık
Sen ki en büyük telasıydın su yüregimin
Simdilerde, namusluca acını yasıyorum artik.
Sen benden vazgeçeli, kalmadı bir anlamı siirlerin
Mısralarda sana dokunma tutkusu yok artık
Sanki hiç gözyası kalmadı hep aglayan kalemimin
Sana siir yazmanın eski anlamı yok artık.
Seksenli yilların sonu
Doksanlı yilların basıydi
Seninle ilk karsılasmamız
Korkmustum senden Ankara
Çok büyük gelmistin bana
Erkeklere bebe
Kızlar’a gız
ve sana
Angara demeyi ben sende ögrendim.
Ve sonra birçok seyi
Simidi mesela
En güzeli sendeymis meger
Meger ben kısları bosuna sızlanmısım
Senın yanında kıs
Ilkbahara denkmis Amasya da
Ayaz adını sanki senden almıs gibi
Gururludur sabahları
Sen Ankara
Acımasiz tarafımsın benim
Sokaklarında ıslık dan baska bir sey çalmadıgım
Her, sokak arasında içime agladıgım
Baskent denilen
Ama aslında basımin üstünde tepinen
Hala anlayamadıgım
Büyük bir mahallesin.
Sende yasanan her mevsim hakkını verir insana
Kısın bezdirir yazın terletir
Öyle ılıman falan olmak yok yani
Ya buz ya buhar yakısır sana
Adına çok siir yazılan Istanbul a inat
Sakinsin çogu zaman
Hiç düsündün mü Ankara
Senide fetheden biri olsaydi diye.
Ne garip isimleri vardır yavrularının
Mesela Sen tepe
Hâlbuki hiç de gülmez oradakiler
Uzun, uzun binalardan olusur adına inat
Demetevler
50 yıllıktır en az Yenimahalle
Hep sende yasadım en fırtınalı asklarımı
O kadar anlamlıydı ki
Hiç terk etmedim yalnızlıgı
Ilk giriste sana
Ne gülmüstük arkadaslarla
Satılık yaziyordu kocaman kayalarda
Nerden bilirdim
O kayalar villa olacak yıllar sonra
Neden telaslısın diye bu kadar
Çok düsünmüsümdür
Sonra anladım ki sen sakinsin Ankara
Asıl telas seninle yasamaya çalısan insanlarda
Evet
Öyle zordur ki seninle yasamak
Ilk gezdigimde vücudunu otobüsle
Anladım ki bu yük sana agır Ankara.
Hani her sehre bir renk vermek gerekse
Sana illaki gri düserdi
Çünkü o zamanlar gök tıpkı yolların gibiydi
Yani anla iste be Ankara
Bir zamanlar diyorum havan çok kirliydi
Haber olurdun her sabah televizyonlara hatırlasana
Küçüktüm ben o zamanlar
Hani su meshur mars da olmasa
Hiç bir sey bilmiyordum hakkında
Ankara’nın tasına bak gözlerimin yasına bak
Senin tasın hala meshur da
Gözlerde yas kalmadi aglayacak…
Cam yerine penler takılalı
Duyamaz olduk ramazan davullarını
Adım atınca yanan ısıklar yüzünden
Yavruları yakamaz oldu apartman ısıklarını
Telefonlar cebe girdi gireli
Bayramlar da göndermez olduk kartpostalları
Kandiller de hediyelesmek varken
Yollar olduk, kopyalanmıs mesajları
Bilgisayar gireli neredeyse her eve
Unuttuk kalem tutmayı
Hatırlayanımız var mı acaba
En son ne zaman kime mektup yazdıgını
Kombi petekleri sardıgından beri
Evlerin dört bir yanını
Çöplere atılır oldu
Kısları soba üstüne konulan, portakal kabukları
Hazırı satılmaya basladıgından beri marketler de
Analar bükmez oldu artık mantıyı
Süperi hiperi çıktıgından beri marketlerin
Küstürdük mahallemizdeki bakkal amcayı
Hani bide geçmesek önünden dolu posetlerle
Bu kadar üzülmezdi yılların yaslı delikanlısı
Tebessümle yaklasırdık mahallenin delisine önceleri
Simdilerde küfreder olduk görünce
Çocukların bile kalmadi hiç utanması
Sigarayla yakalanınca kızarırdı suratlar
Simdilerde gençlik yüze üflüyor dumanı
Artık içki sarılmıyor, gizliden gazete kâgıdına
Alenen içilir oldu, zıkkım olası
Önceleri okul önlerinde
Kâgit helva, elma sekeri, simit satılırdı
Artık bulamazsa kızar oldu gençlik esrarı
Parklarda
Göremez olduk nese ile oynayan çocukları
Onların yerini okuldan kaçan liseliler aldı
Yagmur yagdıgında yürüyemiyoruz kaldırımlar da
Islatıyor hızlı soförlerin sıçrattıkları
Yanında ıslatanın kahkahası da cabası
Rica özür ve tesekkür, dil e adeta zulüm oldu
Onlar yerini küfre ve hakarete bıraktı
Kravat la gidilirmis önceden maçlara
Simdi yerini döner bıçakları aldı
Top denilen yuvarlak mesinde
Kaybettik ruhlarımızı
Top saga sola savurdu hepimizi ama yetmedi
Sonra gerçekten saga sola ayırdılar insanları
Ve;
Sanmayın ki canlar hiç yanmadi
Öyle geçtik ki kendimizden gol sonraları
Silahla indirdik balkondaki yavruları
Bir türlü atamadık içimizden gizli magandalıgı
Hosgörü içimizden göçeli beri
Daha çok yumruk atar olduk
Ne yüregimiz nede ellerimiz hiç acımadı
Ha unutmadan
Umarsızlıgın dikkatsizligin ve saygısızlıgın adı bulundu
Trafik canavari
Sanat, yetenek, , yarisa döndügünden beri
Daha az dinler olduk Barıs agabeyi ve Sezeni
Alkol komasından öldü de bir yarısmacı
Bu memleket de tabutu bayraga sarıldı
Sonra inanması zor ama bir ara
Sehit diye anıldi
Velhasil demem o ki
Mahrem memleketten ayrıldi ayrılalı
Namahrem sardi dört bir yanı.
Söylenecek birçok sey var belki ama
Kalemim de kan
Bende yazacak yüz kalmadı…
Bugün özgürlügümün ilk günü
voltalı saatler geçti anlayacagın.
katran çaylarla birinci sigaraları
birbirini kovalamayacak.
gündüzü de;
en az o uzun geceler kadar sevecegim.
sabahları gardiyan gürültüsüyle degil
kızımın öpücügüyle uyanacagım belki...
belki de hiç tespih sallamayacagım ömrümce
ve sigara tüketemeyecek beni.
ziyaret saatini beklemeden
hatta saate hiç bakmadan yasayacagım.
saçlarımı tekrar siyaha boyatıp
güzel gözlü kızlar tavlayacagım.
geceleri basımı temiz bir yastıga koyup,
biraz zor olacak ama;
güzel rüyalar görecegim ben de.
silahımı maziye gömecek
ve onu hiç ziyaret etmeyecegim.
hem yeminliyim hamama gidecegim,
çayıma istedigim kadar seker atabilecek
kuru fasulyeyi soganla yiyebilecegim,
yanlıs yere götürse de otobüse binecek
hatta taksi çevirecegim.
içerdeyken sadece pencereden gördügüm
gökyüzünü satın alacak,
yıldızları fakirlere dagıtacagım.
artık soguk olunca soba yakabilecek,
sıcak olunca pencere açabilecegim.
bir telefonum olacak hem de hemen
günes gözlügü takacagım ben de
güvercinler alacagım kendime.
ama;
ilk günden salacagım sokaklara,
anami hiç aramayacak
babama bir sarılacak
bir daha bırakmayacagım.
ve ben artık yürekten sevecek,
dostlugu sonuna kadar hissedecegim.
ama;
suna inan ki dostum
namusum;
özgürlügüme kavustugum bugün çignense
ben hiç gözümü kırpmadan
yine içeri gidecegim.


Tarih: 21 Mayıs 2013
Yer: Antalya Kültür Merkezi
İzmir
Tarih: 10-06-2013
Yer: Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay
Denizli
Tarih: 12-06-2013
Yer: açık Hava Tiyatrosu
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay
MALATYA GÖSTERİSİ
16 Haziran 2013 Pazar
Yer: Malatya kongre ve Kültür Merkezi
Saat: 20.00
Organizasyon: Malatya Sanat Ajansı
İrtibat Tel:
0 534 2584344
Faruk Yaman 0 422 3244844
Datça
Tarih: 19-07-2013
Yer: Açık Hava Tiyatrosu
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay
Bodrum
Tarih: Kale
Yer: 20-07-2013
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay
Altınoluk
Tarih: 21-07-2013
Yer: Anfiteatr
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay
Gaziantep
Tarih: 06-10-2013
Yer: Şehit Kamil Kültür Merkezi
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay
Adana
Tarih: 07-10-2013
Yer: Seyhan Bld. Kültür Merkezi
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay
Mersin
Tarih: 08-10-2013
Yer: BB. Kongre S.
Bilet: http://www.biletix.com/search/TURKIYE/tr#atalay

|
ORGANİZASYONLAR İÇİN
|
|
|
|
ORGANİZASYONLAR İÇİN FUN ORG
Tel: 0 212 2845020
menajer@atalaydemirci.net
Tel: 0530 9564727 (10.00-20.00 arası)
menajer@atalaydemirci.net |
|
|
|
BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER
|
|
|
|
fun@funorg.net
|
|
|
|
Tel: 0 212 2845020
|
|
|
|
SOSYAL MEDYA İÇİN
|
|
|
|
|
